İnsanların eşya paylaşma alışkanlığı kills me...

Yemin ediyorum WHO bu konuşmayı alsın yaysın...başlıyorum.
Erkeklerde muhtemelen daha az gerçekleşen ama kadınlarda çok yaygın bir hastalık var. EŞYA PAYLAŞMAK !! Mont, kazak, pantolon, tayt, çorap, rujlar, lipglosslar, rimeller derken derken son keşfim LISTERINE !
Biz, bizim ailede abim ve ben olarak iki kardeş büyüdük ve yatılı kız lisesine falan gitmedim. Dolayısıyla böyle şeylere zaten alışık değilim. Ama sorun yok, eşyalarımdan birini beğenen birine çat diye senin olsun derim. Kız arkadaşlarım da hatta bundan yüz bulur ve habire "Sende vardır..." der, bir şeyler ister. Yani bunda okayiz ve metaryalist değiliz.
Ancak üniversitede işler değişti. İki kişilik bir odada kalıyordum. Ve oda arkadaşım...
Öncesinde "Ya dışarı çıkacağım da...montum bilmem neyim uymadı, alabilir miyim senden?" diye sormaya başladı. TABİİ Kİ ALABİLİRSİN. Hatta sonra böyle kendi aramızda mont, ceket, kemer ve şal alışverişlerimiz oldu. SEVDİM BEN DE! Çünkü ten teması olan bir sorun yok. Eşyalarının kötü kullanılması ihtimali düşük. Unutulacak ya da değerli bir şey de yok. E yılardır hiç yapmamışım. Harika!
Sonradan işin rengi değişti. "Alabilir miyim?" Soruları ben yokken not yazıp giyip çıkmalara döndü. Sonra "Aldım bunu" notları da gitti. Sabah kalkıyorum bi bakıyorum giymek istediğim tişört yok yerinde..bi bakıyorum üstüne sigara ve ter kokusu sinmiş ve düzgün katlanamamış bi tişört var dolapta..bi bakıyorum okulda oda arkadaşıma, aa o da ne, kız ben olmuş! Ayakkabı pantolon kemer tişört ceket, hepsi benim. Biraz abartı geldi. E senin de kıyafetin var canım! Birkaç kez de benim bile varlığını unuttuğum taa baza altlarındaki poşetlerde duran kıyafetlerimi üstünde görünce zaten ondan bir şeyler almayı kesinlikle bıraktım. E bir de zahmetli bir iş..Baktım o bir şeyimi giyiyor. Hoop doğru çamaşır makinesine, kurutmaya, e sonra ütüye ve sonra katla. Ve sonra ben yeniden giyemeden onun üstünde.
Hastalık hastası olduğumu söylemiş miydim?!
Abimde mantar vardır benim. Ailem de hep uyarır...aman kızım havuz kenarlarında falan ayağınız mantar olur terlikle gezin..bi bakıyorum, kız benim giyip çıkardığım yıkamadığım uzun çoraplarıma kadar giyiyor ! Diyorum ya mantar olsaydım al işte ona da geçecekti..tabii içimden.
Zaman geçti. Üniversite de bitti derken eve çıktım. Corona zamanı, yasaklar var. Yakın arkadaşlar, kuzenler, aile bende kalıyor tabii. Ben de istiyorum kalmalarını. Yalnızlık zor zanaat.
Kızlar geliyor, birkaç saatlik kahve buluşması dizi izlemeye, yemek yemeye, ordan da yatıya kalmaya varıyor. E kıyafetleri yok. Hop diyorum seçin benden pijama falan. Temiz havlu duş için. Temiz çarşaflar. Ertesi gün de dışarı çıkacaksak hop patlatıyorum benim dolaptan onlara bi kombin. Giden gelmiyor tabii. Ya da ağzı yüzü eğrimiş geliyor. Giyilmiyor o raddeden sonra da. Diyorum bazen kalsın sende..ıyyy ne fenayım ne fena. Dimi?
Derken derken..iki yakın kız arkadaşım var. Kardeşler. Bir temizler ki anlatılmaz, yaşanır. Ben de biraz huyluyumdur, düzenliyimdir. Bu yazı zaten belli etti size bunu. Benim evde bile bir şey dağılsın, yensin, yapılsın hemen girişir toplarlar mesela. Çok da iyilerdir, sizden iyi olmasın. Biriciğim yakın arkadaşım, çamaşır giymiyor..hı hı..doğru anladınız. Neyse bana geldi yine kalmaya kendi evinden, planlı bir aktivite, kendi arabasıyla.
Ben dedi yanımda hiçbir şey getirmedim. Senden giyerim dedim. Tatlış tatlış güldü. Dedim ki neden? Araban var, acelen yoktu, doldursaydın ya bir çantaya, at bagajına...neyse pijamalar verildi. Ertesi gün işe gidecek üst baş verildi. Dedi bana tayt ver, benden de uzun. Ya diyorum içimden biz kadınız. Zaten sağlıksız bu yaptığı, bi de benim eşyalarıma şimdi...neyse verdim birkaç şey. Kısa geldi dar geldi bol geldi derken birkaç deneme çıkarma yaptı. İçimden düşündüm. Şimdi o çamaşır giymediğine göre, o bu taytı bütün gün giyse sonra bana geri verse, ben bildiğin kızla aynı donu giymiş olucam! Felaket...hastalık hastası olduğumu söylemiştim dimi??!!! Yıkasam da giyemem artık. Biz donları hem kaynatıp hem ütülüyoruz. Tayta napayım şimdi ? Dedim ne giydiyse ne denediyse vericem ona, onun olsun.
E arkadaşlar eş dost aile yatıya kalınca tabi diş fırçası veriyorsun temiz yeni açtığın. Bu senin olsun diyorsun. Listerine almıştım kendime kullanmayı severim. Ağız çalkalama suyu işte. İki üç kez kullandım sonra diş etlerim kanayınca o ara acıtıyor diye elimi sürmedim. Bir aya kalmadan lavabonun üstünü ciflerken her şeyi tezgahtan topladım. Listerine elime bi hafif geldi. Şöyle bi çalkaladım, tarttım, açtım baktım.
Yarısından çoğu yok. Bir kriz tuttu beni, yok yanıldınız öfke nöbeti değil, gülme krizi.
Ya canını yediklerim, tamam Listerine zaten temizlik ürünü, akmaz kokmaz, kapağı var, o kapaktan ağzınızı değdirmeden hop diye yutuyorsunuz. Yani böyle düşünüyorsunuz. Eyvallah, mantığınıza sağlık.
Ama şöyle bi düşündüm de, benim evimde bunu aldığımdan beri düzenli kalan biri olmadı. Yani yarıdan aza indiricek biri yok. HOOPPPP SOSYOLOJİK ARAŞTIRMA GELİYOR. Yani üzülerek söylüyorum ki bunu birden fazla kişi, birdir ikidir kullanayım derken bu seviyelere getirmiş.
Haa tabi kıvanç duydum. Denizin bu nasılsa, sadece deniz kullanıyordur diyerek benim ağız sağlığıma güvenip benden gizli hüpletmişsiniz. Ama şimdi düşününce, bütün yakın çevrem birbiriyle sandığından daha yakın! Ya da artık hepsinde ağız aftı olabilir...kim bilir?
Listerinden bir şey olmaz, ağzına değdiren ya da kapağı yıkamadan çat diye geri takan yoksa. Ama mesela kulak çubuğu gözlemim de vardı önceden benim. Herkes sever, herkes kullanınca iyi hisseder. Ama herkes o kadar sık almaz. Başka birinin evinde görünce de illa ki kullanılır. Yanlış değil tabii, nolcak. Ama bu iş fark ettiğimizden büyük arkadaş.
Uçuk çıkmaz bende, o virüsü kapmamışım yani demek ki. İyi bir şey. Ama kapmaktan korkarım. Yüzünün orta yerinde, ağrılı acılı, millet görse seni iğrenir. Tam da en stressli zamanlarda çıkar hınzır. Senin ruh halindeki çöküşün dışa vuruşu resmen. Yarın iş görüşmen mi var? İyi uçuğunu da alır gidersin, yalnız kalmazsın. Bulaşması da kolay ha..biz dışardan anlamıyoruz bazen. Ama onlar uç vermemiş sivilce gibi içten içten çıkıyor. Ve bulaşıyor. Kişinin kendi biliyor tabii.
Dolayısıyla dudak makyaj ürünleri paylaşımı...ne bileyim. Yanlış işte. Ben bunun alışverişine takılmam. Kendim de başkalarına rujumu veririm. Ben de sürerim. Ama tehlikeyi biliyorum. Corona sağolsun yasaklar, bir de tek başına eve çıkmış biriyseniz, artık özel alanınız yoktur. Görüşmek isteyen emin ol senin evindedir. Ve normalde paylaşmaya yanaşmadığın ya da istenilmesin diye ortalıkta tutmadığın çoğu şey artık evinde ve herkese erişimi açık halde. Eyvahlar olsun. Hele bir de dolap değil raf varsa, yandın ki ne yandın. Kulak çubuğu ya da Listerine gibi, topluca salonda oturulurken sırayla banyoya giden bütün kızlar, gelmişken Denizin makyaj malzemeleriyle makyajımı tazeleyim de der, ve göz/ağız ürünlerine geçmiş olsun. Artık hepsi senin ve en yakın on kız arkadaşının ortak kullanımında. Umarım birinizde arpacık falan yoktur!
İşin ciddi kısmına gelince. Hiç denk geldiniz mi son zamanlarda haberlerde, 2020 yılında uyuz vakalarına bir artış oldu. 2021 de öyle oluyor hatta. Özellikle bu kış ayları. Uyuz nedir? Uyuz adamı uyuz eden kaşındıran derini yiyen ya da orada üreyen bir gözle görülmez canlı. Çok kaşınan da görürsün uyuz olur ağlar. Hiç hissetmeyen de görürsün. AVM’lerde kıyafet denemekten yaygınlaşmış. Beş dk deneyip çıkartmaktan nolur demeyin işte. Ha bir de herkes aldığı kıyafeti sizin gibi yıkayıp da giymiyor tabii. Yani aldığınızı yıkayın da kullanın. E peki bulaşırsa? Bittin sen. Her şeyi kaynat, aynı şeyi iki kez giyme, ütüle derken harap olursun. Yani bulaşması kolay kurtulması zor.
Staph var. Deri hastalığı. Böyle bildiğin derinde içi iltihaplı sivilce. Sıcak suda ya da kurutma makinesinde de ölmüyor. Ortaya çıkana kadar da gizleniyor duruyor....ay zor be..
MRSA var, kıyafette 6 aya kadar yaşıyor. Hatta çamaşır makinesinde bile..
Yani, giydim ama temiz kız o. Giydim ama yıkadım da giydim. Hata kurutma makinesine attım diye bir şey yok. Azcık covidden ders alın. Sizi de hastalık hastası yapmak istemem. Ama bizim jenerasyon çok gevşek. Arkadaşlar emin olun biri size kalp hastasıysa, diyabetse vb. Söyler. Ama kimse bende uyuz var, bit bulaştı, deri hastalığı var bulaşıcı olabilir. Ya da cinsel bulaşıcı hastalığım var, hpv var demez. ASLA DEMEZ. Almasaydı giymeseydi ay ona da mı geçmiş der.
Kendinizi koruyun.
Bu yazıyı okurken bana hak verenler: hastalık hastası olma ihtimaliniz var. Ve siz de huylusunuz.
Kesinlikle katılmayanlar ve kınayanlar: siz işte tam o kişisiniz!..
İçerik, delis tarafından genel sayfasına 9 ay önce gönderildi.